Gastrointestinal Sistem

GASTROİNTESTİNAL SİSTEM ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ

Ağızdan başlayıp anüste sonlanan, gastrointestinal sistem adı verilen sindirim sisteminin başlıca 4 fonksiyonu vardır : 

 

  • Çiğneme ve yutma, yiyeceklerin küçük parçalara ayrılması, tükrük salgısı ile nemlendirilmesi ve yemek borusuna gönderilmesidir. Ağız kısmında olur.

  • Sindirim, küçük parçalara ayrılmış yiyecek maddelerinin kimyasal ve mekanik işlemlerden geçerek emilebilecek hale getirilmesidir. Mide ve ince bağırsağın ilk kısımlarında gerçekleşir.

  • Emilim, kimyasal işlemlerden geçmiş küçük besin moleküllerinin vücut tarafından emilmesidir. İnce bağırsak ve kısmen de kalın bağırsakta olur.

  • Boşaltım, sindirilmemiş ve atık maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasıdır. Kalın bağırsaktan başlar, anüste sonlanır.

Gastrointestinal sistemi sindirim kanalı ve yardımcı-ilişkili organlar olarak 2 kısımda ele alınır :

 

  • Sindirim kanalı; ağız, yutak (farenks), yemek borusu (özofagus), mide, ince ve kalın bağırsaklar, rektum, anal kanal ve anüs'ten oluşur. Sindirim kanalının içi, mukoza adı verilen ve mukus salgılayan hücrelerle kaplıdır. Sindirim kanalı, besin maddelerini karıştırarak ileriye doğru iten peristaltik hareketler yapar. 

  • Yardımcı-ilişkili organlar; dudaklar, dişler, tükrük bezleri, çene, karaciğer, safra kesesi ve pankreas'tan oluşur. 

Sindirim Kanalı Anatomisi ve Fizyolojisi

Ağız ve Ağız Boşluğu

Ağız, yanaklar, dudaklar, dil, damak ve dişler tarafından çevrelenmiştir. Çene ve dişler yardımıyla besin maddeleri küçük parçalara ayrılır. Dil, besinleri farenkse doğru ilerletir ve dilin üzerinde tat almayı sağlayan sinir uçları vardır. Damak ağız boşluğunun tavanını oluşturur. Ön bölümü sert, arka bölümü yumuşaktır ve arkada uvula (küçük dil) adı verilen çıkıntı vardır. Tükrük bezlerinden salgılanan tükrük salgısı ile ağız boşluğundaki besinler sindirilmeye başlanır.

 

Diş Sağlığı ve Hastalıkları

Çocuklarda 20, erişkinlerde 32 adet diş mevcuttur. Dişin, mine, dentin ve pulpa adında 3 tabakası mevcuttur. Mine tabakası, dişin en dış tabakası ve en sert dokusudur. Bu tabakadaki çatlaklar ve diş temizliğinin yetersiz olması sonucu diş çürüğünün başladığı yerdir. Minenin altında dentin tabakası vardır. Bu tabaka canlı olduğu için diş çürümesi bu alanda hızlı olur. Dentinin altında da pulpa adı verilen damar ve sinirlerin bulunduğu bölüm vardır. Diş sağlığının korunmasına yönelik alınacak başlıca tedbirler, etkili ağız ve diş temizliği yapmak, nişasta ve şeker alımını azaltmak, sigara kullanmamak, şeker hastalığı varsa kontrol altına almak, flor içeren su kullanmak ve düzenli aralıklarla diş hekiminin kontrolü altında olmaktır.

Tükrük Bezleri ve Sindirimin Başlaması

İkisi kulakönünde (parotis), ikisi dilaltında (sublingual) ve ikisi de çenealtında (sublingual) olmak üzere toplam 6 adet tükrük bezinden günde ortalama 1.5 lt tükrük salgılanır. Tükrük içindeki amilaz (ptyalin) enzimi ile besinlerdeki nişastanın sindirimi başlar. Tükrükteki mukus ve su besinleri ıslatarak yutmayı kolaylaştırır.

Yutma işlemi istemli olarak başlayan bir harekettir. Yutma başladığında epiglot, trakeal açıklığı kapatmak için yer değiştirerek besinlerin yemek borusuna (özofagus) ilerlemesini sağlar.

Yemek Borusu (Özofagus)

Besinlerin üst özofagusa gelmesiyle özofagus duvarındaki düz kaslar ritmik kontraksiyona başlar. Bu kontraksiyonlarla beraber besinlerin aşağıya doğru ilerlemesi sağlanır. Alt özofageal sfinkter (kardiya sfinkteri) açılarak besinlerin mideye geçişi sağlanır. Besinler geçtikten sonra sfinkter kapanır ve midededen geriye kaçış (reflü) önlenir.

Mide (Ventri)

Özofageal veya cardiac sfinkter'den başlayan mide 4 anatomik bölgeden oluşur. Kardiya, fundus, corpus ve pilor olarak isimlendirilen bölgelerden oluşan mide, pilor sfinkteri ile duodenuma (ince bağırsak) bağlanır.

Mide mukozasından salgılanan ve pH değeri 1 olan hidroklorik asit, besinleri emilebilir düzeyde küçük komponentlere ayırırken bakterileri de yıkıma uğratır. Midede ayrıca pepsin adı verilen enzim salgılar, ki bu enzim proteinlerin sindiriminde önemlidir. Mide içindeki katı-sıvı karışımı kimus olarak adlandırılır. Midede sindirimi tamamlanan besin maddeleri, pilor sfinkteri açıldıktan sonra ince bağırsağın ilk kısmı olan duodenuma geçerler. Sıvıların mideyi terk etmesi 20 dakika içinde olurken, kimus mideden 1.5 saatte boşalır.

İnce Bağırsaklar (İntestinum Tenue)

Sindirim sisteminin en uzun bölümüdür. Hem sindirim devam eder, hem de absorbsiyon adı verilen besinlerin emiliminin olduğu bölgedir. Duodenum, jejunum ve ileum olmak üzere 3 kısımdan oluşur.

Duodenumda, karaciğer, safra kesesi ve pankreastan gelen sindirim salgıları mideden gelen kimus ile birleşerek sindirime devam edilir. Asidik olan kimus, pankreastan salgılanan  ve bikarbonat içeren alkali salgıyla nötralize edilir. Pankreas'tan salgılanan tripsin proteinleri, amilaz nişastayı, lipaz da yağların sindirimini sağlar. Karaciğerden salgılanıp safra kesesinde saklanan safra ile yağlar emulsiyon yaparak, emilime uygun hale gelir. Vitamin ve mineraller sindirilmeden emilir. Tüm bağırsaklar boyunca bulunup emilim yüzeyini arttıran, villus adı verilen küçük parmaksı çıkıntılarla besinlerin emilimi gerçekleşir. İleum'un bitiminde yer alan ileo-çekal kapak ile kalın bağırsaklar başlar.

Kalın Bağırsaklar (İntestinum Crassum, Kolon)

İleum ile kalın bağırsaklar arasındaki ileo-çekal kapağı takiben kalın bağırsağın çekum olarak adlandırılan bölümü başlar. Bu bölge karnın sağ alt kadranındadır. Kalın bağırsaklar çıkan (asendan), transvers ve inen (desendan) olmak üzere 3 kısımdan oluşur. Kalın bağırsağın son kısmı sigmoid kolon ve rektum olmak üzere devam ederek anal kanal ve anüs ile sonlanır.

Kalın bağırsak içeriğinin büyük bir kısmını bakteriler oluşturur. Bu bakteriler atık materyalin (dışkı, gayta veya feçes) yıkımının tamamlanmasını sağlar. Suyun kalan bölümü, tuzlar ve vitaminlerin bir kısmı kalın bağırsaklardan emilir. Kalın bağırsağın ileri itici hareketleri ince bağırsaktan daha yavaştır. Rektuma feçesin gelişi defekasyon refleksini başlatır. Rektumdaki iç (internal) sfinkter otonom sinir sistemi (istem dışı) kontrolü altındadır, dış (eksternal) sfinkter de serebral korteksin bilinç kontrolündedir. 

Sindirim Kanalının Kanlanması

İnce ve kalın bağırsaklar, aort damarından çıkan gastrik arter, superior ve inferior mezenterik arterden kan alırlar. Bağırsaklardan emilen besin maddeleri venöz sisteme geçer. Venler birleşerek portal ven adı ile büyük bir toplardamar oluştururlar. Besin öğelerinden zengin kan taşıyan portal ven karaciğere dökülür ve karaciğer bu maddeleri metabolize eder. Bir kısım besin maddeleri de lenf sıvısı yoluyla lenfatik sisteme geçer.

Sindirim Kanalı Hastalıklarının Belirti ve Bulguları

  • Ağrı ; tarzı, hissedilen yeri ve yansıması, sıklığı, yemek ve defekasyonla ilişkisi sorgulanmalıdır.

  • Yutma güçlüğü ; özofagus hastalıklarının en sık görülen semptomudur. Bir miktar besinin özofagusta kalmış hissi yaratması biçiminde tarif edilir. 

  • Hazımsızlık ; yemek yemeği takiben karnın üst bölgesinde rahatsızlık ve gerginlik hissi olarak tanımlanır. Besinlere bağlı olabileceği gibi, sindirim organlarının sinir sistemini bozan hastalıklar sonucu da görülebilir. Yağlı, aşırı baharatlı ve liften fakir sebzeler hazımsızlık yapabilir.

  • Bağırsaklarda gaz ; Sindirim kanalında gaz birikmesidir. Üst bölümdeki havalar geğirerek, ince bağırsak ve aşağısındaki gazlar rektal yolla dışarı çıkar. Yiyeceklere bağlı veya safra kesesi hastalıklarında görülebilir.

  • Bulantı ve kusma ; besinlere bağlı, kötü kokular veya taşıt tutması gibi aktiviteye bağlı ​bulantı ve takiben kusma gelişebilir. Kusulan mide içeriğinin renk ve içerdikleri açısından değerlendirilmesi gerekirAktif kanamayı takiben kusma gerçekleşirse, içeriğin rengi açık kırmızı olur. Kanamadan bir süre sonra kusma gerçekleşmişse, içeriğin rengi kahve telvesi gibi olur. Buna hematemez denir. Hematemez, duodenum seviyesi ve üstündeki kanamalarda sindirim enzimleri tarafından sindirilen kanın kahve telvesi renginde kusulmasıdır.

  • Dışkılama alışkanlığındaki değişikler ; sıklıkla kolonla ilgili hastalıklarda görülür. Dışkı rengi normalde açık ile koyu kahverengi arasındadır. Fakat alınan besinler ve ilaçlar dışkı rengini değiştirebilir. Diyare (ishal), çok sayıda sulu dışkılama demektir. Bağırsak içeriğinin hızlı bir şekilde hareket etmesiyle olur. Sekresyonların emilebilmesi için yeterli zaman bulunmaz. Diyare, karın ağrısı, kramp, bulantı ve kusma ile beraber görülebilir. Konstipasyon (kabızlık), 2-3 günde veya daha uzun sürede bir dışkılamaktır. Anal hastalıklar ve rektal kanama ile beraber görülebilir. Dışkı siyah katran renginde ise melena adı verilir. Dışkıda parlak kırmızı renkli kan varsa hematoşezi denir. Gastrointestinal kanalın üst bölgesindeki kanamalar melena yaparken, alt kısım kanamalar hematoşezi sebebidir.

Sindirim Kanalı Hastalıkları ve Tedavileri

Ağız Boşluğu Kanserleri

Ağız veya boğazda görülen kanserlerdir. Erken dönemde tanı konulursa tedavi edilebilirler. Başlıca nedenleri; tütün ve alkol tüketimi, uzun süreli güneş ışınlarına maruz kalma (dudak kanseri için), ve tütsülenmiş et tüketimidir. En sık görüldüğü yerler, dudaklar, dilin yan tarafları ve ağız tabanıdır.

Erken dönemde ağrısız ve iyileşmeyen yara oluşur. Kanlı tükrük ve servikal lenf bezlerinde ağrısız şişlik gelişir. İlerleyen dönemde kitle etkisiyle çiğneme ve konuşma güçlüğü gelişir. Yaradan alınacak biyopsi sonucuna göre kesin tanı konulur ve tedavide mümkünse cerrahi olarak çıkarılır. Beraberinde radyoterapi, kemoterapi veya kombinasyonları uygulanır. 

 

 

Özofagus Hastalıkları

Akalazya

Özofagusun peristaltik hareketlerinin yetersizliği veya hiç olmaması, alt özofagus sfinkterinin (kardiya) hipertonüsü sonucu ortaya çıkan otonom sinir sistemi hastalığıdır. Genellikle 30-60 yaş arası kişilerde görülür. Hastalığın başlangıç döneminde, katı besinler daha rahat geçerken sıvı besinlerin geçişinde zorlanma söz konusudur. İlerleyen dönemlerde katı besin geçişi de zor olur. Disfaji, retrosternal (göğüs kemiğinin arkasında) ağrı, kilo kaybı, öksürük ve regürjitasyon (reflü yani asitli mide içeriğinin özofagusa çıkması) sık görülen semptomlardır. Uyku esnasında aspirasyon pnömonisi riski vardır.

Tedavide amaç, kardiya sfinkterinin fonksiyonel tıkanıklığını ortadan kaldırmaktır. Hafif vakalarda Ca kanal blokerleri ve nitratlar verilir, botoks enjeksiyonu yapılır. Daha ileri vakalarda endoskopik balon dilatasyonu veya cerrahi olarak özofagomiyotomi (özofagusun kasının kesilmesi) yapılır. 

Tedavi ve koruyucu önlem olarak, mide asit salgısını azaltan veya asidi nötralize eden ilaçlar kullanılır. Mideyi dolduracak şekilde beslenilmemelidir. Yatmadan önceki 3 saat içinde yağlı yiyecekler, çay, kahve, kolalalı içecekler içilmemeli, sigara kullanılmamalıdır. Yatarken hastanın başı yüksek olmalıdır. Fazla kilo verilmelidir. Dar pantolon ve etek giyilmemelidir. Mide asidini arttıran ağrı kesici ve kan sulandırıcı ilaçlar mümkün olduğu kadar kullanılmamalıdır. 

Hiatal (Epigastrik) Herni (Mide Fıtığı)

Hiatus hernisi, diyafram kasındaki özofageal hiatusun (açıklık) anatomik zayıflığı veya defekti sonucu karın içi organların göğüs boşluğuna çıkışı olarak tanımlanır. Sebebi doğuştan zayıflık veya sonradan travmalara bağlı olabilir. Retrosternal yanma ve ağrı, reflü ve gece gelen öksürük nöbetleri en sık görülen belirtilerdir. Tedavi ve koruyucu önlemler olarak akalazya hastalığında uygulananlar aynı şekilde geçerlidir. Şikayetleri geçmeyen hastalarda laparoskopik cerrahi yöntemiyle genişlemiş diyafram deliği dikilerek daraltılır (Nissen fundoplikasyonu ameliyatı). 

Divertiküller

Özofagus lumeninin kese şeklinde fıtıklaşması hastalığıdır. Yiyeceklerin bir kısmı bu kese içinde birikir. Pulsiyon (itme) veya traksiyon (çekme) olarak iki farklı tipte oluşur. Disfaji, öksürük, nefes kokusu (kesede biriken yiyeceklerden) ve regürjitasyon sık görülür. Uykuda akciğerlere aspirasyon gelişebilir. Tedavisi cerrahidir. Reflüyü önlemek için akalazya hastalığında uygulanan koruyucu önlemler aynı şekilde geçerlidir.

 

 

Özofagus Kanseri 

Akalazya öyküsü olanlarda, sigara ve alkol kullananlarda biraz daha sık görülğr. Disfaji en önemli belirtisidir. Hastalığın erken dönemlerinde katı besinleri yutarken görülen disfaji, hastalığın ilerlemesiyle sıvı besinlerde de ortaya çıkar. Hastalığın tedavisinde erken tanı çok önemlidir. Tedavide mümkünse özofagusun çıkarılmasını takiben yüksek doz radyoterapi uygulanır. Yutma güçlüğü olan hastalara nazogastrik tüp takılabilir. Nazogastrik tüp takılamayan hastalara gastrostomi açılarak, beslenmeye bu şekilde devam edilir. 

Mide ve Duodenum Hastalıkları

Peptik Ülser

Özofagus, mide ve duodenum mukoza membranının, midenin asidik sıvısı ile karşı karşıya kalması sonucunda hasarlanmasıdır. Kalıtım, stres, çay, kahve, alkol ve sigaranın fazla tüketilmesi, kortikosteroid ve salisilat gibi ilaçların fazla kullanılması en önemli oluşum sebepleridir. Kemirme ve acıma tarzında ağrı ve yanma hissi sık görülür. Mide ülserinde öğünün hemen ardından (tokluk) oluşan ağrı, kusma ile azalır. Duodenum ülserlerinde yemeği takiben 1-2 saat sonra (açlık) görülen ağrı antiasit alımı ile azalır. Süt ve alkali yiyecekler, mide asidini nötralize ederek ağrı şikayetini azaltır.

Tedavide genellikle uygun diyet ve antiasit ilaçlar yeterlidir. Az bir kısım hastada, midenin asit salgılayan fundus ve korpusunun cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir.

Mide Kanseri

Genetik, ileri yaş, fazla sigara ve alkol tüketimi, midede Helicobacter pilori enfeksiyonu, kronik gastrit, sebze ve meyveden fakir beslenme mide kanseri ihtimalini arttıran başlıca sebeplerdir. Genelde sinsi gidişlidir ve geç belirti verir. Belirti olarak karın ağrısı, kilo kaybı, yorgunluk, gaytada gizli kan ve bazen de hematemez görülür. Tedavide amaç mümkünse cerrahidir.  

İleus

Herhangi bir nedenle bağırsak pasajının engellenmesi durumudur. Gaz ve dışkı geçişinin tam olarak engellenmesine ileus, gazın geçip dışkının geçmemesine subileus adı verilir. Bağırsak tümörleri ve safra taşlarının geçişe engel olmasına mekanik ileus denir. Bağırsak kaslarının felcine bağlı olarak meydana gelen duruma paralitik ileus adı verilir. Batın ameliyatları sonrası paralitik ileus sık görülür. Tıkanan seviyenin üzerinde biriken sekresyonlara bağlı distansiyon gelişir. Bu içerik kusma yoluyla çıkarılır. Tıkanma bölgesi ne kadar yukarıda ise kusma o kadar erken dönemde olur. Elektrolit ve sıvı kaybına bağlı dehidratasyon bulguları görülür. Karında ağrı, gerginlik ve dışkılayamama başlıca belirtileridir. Medikal tedavi ile düzelmeyen hastalarda cerrahi gerekir. İskemiye bağlı gangren varsa bağırsak rezeksiyonu yapılır.

Kalın Bağırsak Hastalıkları

Apandisit

Apandiks, çekum bölgesinde, ortalama 10-11 cm uzunluğunda bağırsak uzantısıdır. İç boşluğunun dışkı tıkaçları, meyve çekirdeği gibi yabancı cisimler tarafından tıkanması sonucu inflamasyon ve ödem gelişir. Bu tabloya apandisit denir. Zamanında teşhis konulmazsa peritona perfore olur. Hastalığın belirti ve bulguları, karın sağ alt kadranında şiddetli ağrı, iştahsızlık, bulantı, kusma, rektal ateşin yükselmesdir. Palpasyonda karın kasları sertttir, lökositoz görülür. Hastalık ağırlık derecesine göre mukuslu, irinli ve gangrenli olmak üzere 3 tiptedir. Tedavide ameliyatla apandiks organı çıkarılır. 

Ülseratif Kolit

Genelde genç yaşta görülen bu hastalığın kesin sebebi bilinmemektedir. Etyolojisinde genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Hastaların büyük çoğunluğunda rektum da hastalığa dahil olmaktadır. Günde 15-20'yi bulan ve gündüz gece devam eden kanlı mukuslu diyare görülür. Rektal kanama ve karın ağrısı diğer bulgulardır. Hafif yüksek ateş, kilo kaybı, tenezm ve kusma da görülebilir. Hastalığın tanısı endoskopik yöntemle alınan biyopsi ile konulur. Tedavide diyet, antienfeksiyöz, antienflamatuar ve immünsüpressif ilaçlar verilir. Bu ilaçlar uzun süre kullanımda yan etkili olabilir. Medikal tedaviye cevap vermeyen veya şiddetli kanaması olan hastalarda, hastalıklı kolon bölgesi cerrahi olarak çıkarılır. 

Kolon Kanseri

Etyolojisinde genetik ve çevresel faktörler rol oynar. Ülseratif kolit, ailesel polipozis, Crohn hastalığı, hayvansal yağların fazla tüketildiği beslenme tarzı kolon kanseri ihtimalini arttıran sebeplerdir. Belirti ve bulgu olarak, karında dolgunluk hissi, hafif ağrı, iştah ve kilo kaybı, gizli veya melena tarzında kanama, anemi, yorgunluk, diyare, bazen kabızlık, dışkı çapında azalma görülebilir. Kesin tanı endoskopik yolla alınan biyopsi ile konulur. Kesin tedavi cerrahi rezeksiyondur. Radyoterapi ve kemoterapi de uygulanır. Bol lifli gıdaların tercih edilmesi ve hayvansal yağ alımının azaltılması kolon kanserinden koruyucudur.

Anorektal Hastalıklar

Hemoroid (Basur)

Anal bölgede submukozal venlerin genişlemesiyle oluşan hastalıktır. Etyolojisinde heredite, aşırı kilo, hamilelik, uzun süre ayakta kalmak, tuvalette fazla ıkınma gibi sebepler vardır. İnternal (iç) ve eksternal (dış) olmak üzere 2 farklı çeşittedir. Hemoroid tromboze olursa çok ağrılıdır. Kanama ile anemiye yol açabilirler. Ağrı ve kanama yapmayan hemoroidler konservatif olarak takip edilir. Konservatif tedavide kabızlık önlenir ve gerekirse laksatif ilaçlar verilir. Kanama ve tromboz durumunda cerrahi tedavi tercih edilir. 

Anal Fissür (Çatlak)

Anal bölgede yerleşim gösteren çatlak biçiminde ülserdir. Taze kan şeklinde kanama ve anüs çevresinde ağrı yapar. Konservatif tedavi, anal dilatasyon veya sfinkterotomi işlemleri ile tedavi edilir. 

 

 

Kolorektal Kanserler

Gastrointestinal sistemin en sık görülen tümörleridir. Etyolojisinde genetik ve çevresel faktörler bulunur. Tedavi cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Radyoterapi ve kemoterapi uygulanır. Kolostomi açılması gerekebilir. Kolostomi, kolonun karın duvarına ağızlaştırılmasıdır. Hastanın bu yeni dışkılama sistemine psikolojik ve sosyal uyumu önemlidir. Kolostomi bakımının nasıl olacağı hakkında ayrıntılı olarak bilgi verilmelidir.