Meme Hastalıkları, Tedavisi ve Bakımı

MEME ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ

Meme dokusu anatomik olarak 2. kosta (kaburga kemiği) ile 7. kosta arasında, sternum kemiğinin kenarından koltuklatı çizgisine kadar uzanan bölgede yer alır. Altında pektoral kaslar, yan tarafında serratus kasları vardır. Merkezinde areola adı verilen yoğun pigmentli meme başı bulunur. Hastalıkların yerleşimi değerlendirilken, üst dış, üst iç, alt dış ve alt iç olmak üzere dört kadrana bölünür.

Meme organı, glandlar (set bezleri), duktus (süt kanalları), fibröz (sert doku) ve yağ dokularından oluşur. Memede 15-20 lob ve her lobda da 50-60 lobül vardır. Glandlar lobüllerin içindedir. Memenin arteryal kanlanmasının çoğu, aortun dalı olan subklavian arterden çıkan internal mammarian arter (internal torasik arter) ile sağlanır. Aksiller arterin dalları ve interkostal arterlerden de bir miktar kan alır. Yüzeyel ve derinde bulunan 2 büyük lenf ağı (pleksus), aksiller, mammarian interna ve transpektoral olmak üzere 3 farklı bölgenin lenf bezlerine ulaşır. Bu lenfatik ağ ve lenf bezleri, memenin kanser hastalığı ve tedavisinde önemlidir.

Meme dokusu intrauterin dönemde oluşur, pubertede hormonların etkisiyle uyarılarak yetişkin meme yapısı oluşur. Meme dokusunu uyaran hormonlar hipofizden (prolaktin ve growth hormon) ve overlerden (östrojen ve progesteron) salgılanır. Menapoz bitimini takiben over fonksiyonu azalınca, meme dokusu da küçülür, yoğunluğu azalır ve elastikiyetini kaybeder.   

MEME HASTALIKLARININ TANI YÖNTEMLERİ

Mamografi

Memenin radyolojik olarak görüntülenmesi yöntemidir. Hem tanı, hem de tarama amaçlı yapılabilir. Kırk yaş üzeri kadınlarda tarama amaçlı senede 1 defa mamografi tetkiki önerilmektedir. Ailesinde meme kanseri öyküsü olan kadınlarda 25-30 yaşlarından itibaren önerilmektedir. 

Meme Ultrasonografisi

Ultrasonografi cihazı ile memenin değerlendirilmesidir. Hem tanıya yönelik, hem de meme biyopsisi işleminde rehber yöntem olarak kullanılır.

Meme Biyopsisi

Sitolojik Tanı için kitleden doku örneği alınması işlemidir. Hastalıkların kesin tanısı biyopsiyi takiben sitolojik inceleme ile konulur. Lokal anestezi altında ince veya kalın iğne veya tru-cut iğne ile yapılır. Bazı durumlarda genel anestezi altında kitlenin tümünün çıkarıldığı eksizyonel biyopsi de uygulanabilir. 

 

 

Bilgisayarlı Tomografi (CT) ve Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRI)

İleri düzey görüntüleme yöntemleridir. Hem kitlenin kendisi, hem de etraf dokulara yayılımı hakkında bilgi verirler. 

 

 

Nükleer Görüntüleme Yöntemleri

Pozitron Emisyon Tomografi (PET), vücuda nükleer ilaç verildikten sonra özel bir cihazla yapılan görüntüleme yöntemidir. Bu ilacın vücutta tutulduğu yerler, hastalığın yayılımını gösterir. PET, hem tedavi öncesi hastalığın yayılımının belirlenmesinde, hem de uygulanan tedaviye alınan cevabın değerlendirilmesinde kullanılır.

MEME HASTALIKLARI, TANI, TEDAVİ VE BAKIMI

Memenin Yapısal Hastalıkları

Duktal Ektazi

Subareolar bölgede duktusların enflamasyonu ve dilatasyonu hastalığıdır. Sıklıkla menapoz döneminde görülür. Hastalığın ileri evreleri ağrılıdır. Ayırıcı tanısı biyopsi ile konur. Erken dönemde antibiyotik tedavisi ve sıcak uygulama ile düzelmezse, cerrahi eksizyon gerekebilir.

Jinekomasti

Erkeklerde görülür ve meme dokusunun hipertrofisidir. Tek taraflı veya bilateral olabilir. Puberte döneminde veya yaşlılarda olur. Tam olarak nedeni bilinmemekle beraber, östrojen hormon artışına bağlı olabilir. Hormon tedavisi ile düzelmezse, cerrahi tedavi gerekebilir. 

Memenin Enfeksiyonları

Meme dokusunun enfeksiyonudur. Etken sıklıkla Stafilokokkus aureus'tur. Laktasyon döneminde görülür. Lokal belirtileri hassasiyet, kızarıklık, bölgesel ısı artışı ve bölgesel ağrıdır. Genel belirtileri, ateş, miyalji, bulantı ve kusmadır. Antibiyotik tedavisine cevap vermezse, abse veya malinite düşünülmelidir. Absenin tedavisi cerrahi drenajdır.

Memenin Selim Hastalıkları

Fibroadenom

Sıklıkla 15-30 yaş arası kadınlarda görülür. Adenomun fibröz ve glandüler yapısı vardır. Genelde tek lezyondur. Her iki memede olabilir. Kitlenin sınırları iyi belirgindir, hassasiyet yoktur ve kısmen mobildir. Zamanla yavaş yavaş büyüyebilir. Menstrüel siklüsle kitlede değişiklik olmaz. Malinite potansiyeli taşımadığı için kitlenin cerrahi olarak çıkarılmasına gerek yoktur. 

Fibrokistik Değişiklikler

Sıklıkla 35-50 yaş arası kadınlarda görülür. Oluşum nedeni hormonal dengesizlik olabilir. Terminal duktusların, lobüllerin ve onları çevreleyen bağ dokusunun hücresel çoğalmasıyla birlikte fibrozis gelişimidir. Histolojik olarak küçük veya büyük kistler, fibrozis ve adenozisler topluluğudur. Genellikle intraduktal hiperplazi de görülür. Asemptomatik olabileceği gibi, lokal ağrı da yapabilir. Ağrı premenstrüel dönemde artar, menstrüel dönemde azalır. Biyopsi ile kesin tanı konulur. Tedavisi medikal olarak ağrının kontrolü, hormonal degnesizlik varsa tedavisi ve kafein alımının azaltılmasıdır.

İntraduktal Papillom

Terminal duktusların içinde oluşan papillomdur. Genellikle tek lezyondur. Bazen duktal sistemin tümünü tutan multiple lezyonlar şeklinde de olabilir. Sıklıkla 40-60 yaş arası kadınlarda görülür. Meme başında akıntı yapar. Tedavide papillom ve duktus cerrahi olarak rezeke edilir. 

Meme Kanseri

Kadınlarda en sık görülen kanserdir. Hastaların %75'i postmenapozal, diğerleri premonapozal dönemdedir. Etyolojide östrojen hormonunun önemli bir rol oynamaktadır.

 

Bazı gen mutasyonlarında (BRCA-1 veya 2) risk %5-10 artmaktadır. Birince derecedeki akrabalarda kanser olması risk faktörüdür. Kişide endometrium veya over kanseri varsa, meme kanseri riski artar. Selim meme hastalıklarının bulunması (atipik epitelyal hiperplazi, intraduktal papillom) riski arttırır. İlk adeti 12 yaşından önce görmek ve 55 yaşından sonra menapoza giren kadınlarda meme kanserine yakalanma riski biraz daha fazladır. Toraks bölgesine radyoterapi almış olmak risk faktörüdür. Hiç doğum yapmamış kadınlarda risk biraz daha fazladır. Bebeği emzirme süresi arttıkça meme kanseri riski azalmaktadır. Alkol kullanımı ve postmenapozal obezite de riski arttıran faktörlerdir. Tartışmalı olmakla beraber oral kontrseptif kullanımında riskin arttığı düşünülmektedir. Fiziksel aktivite kanser riskini azaltmaktadır.

 

Belirtileri, ağrısız, sert, düzensiz ve etraf dokulara fikse kitledir. Yarıya yakını üst dış kadranda oluşur. İlerleyen dönemde meme başı çekilmesi (retraksiyonu) ve lenfödem görülür. 

Tanısı konmuş olan meme kanserinin yaygınlığının, tedavi yönteminin ve sürvisinin bilinmesi için evrelendirilmesi gereklidir. Evrelemede TNM sistemi kullanılır. T, tümör kitlesinin boyutunu gösterir. N, aynı veya karşı taraftaki lenf bezlerinin tutulumunu gösterir. M, uzak organ metastazı olup olmadığını belirler. Erken evre için T2N1M0 veya daha az olmalıdır. Bu kriter için, kitle 5 cm'den küçük, aynı bölge lenf bezi tutulumu mevcut, fakat uzak metastazın olmaması gerekir. 

 

Meme kanseri tedavisinde cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavileri, hedefe yönelik tedaviler ve bu tedavilerin kombinasyonları uygulanır. 

 

Meme Kanserinde uygulanan cerrahi girişimler şunlardır ;

  • Meme Koruyucu Cerrahi : Erken evredeki tümörlerde kadranektomi, lumpektomi ve geniş lokal eksizyon olarak uygulanabilir. Kozmetik sonuçları daha iyidir.

  • Basit (Total) Mastektomi : Meme uçları dahil tüm meme dokusunun alındığı cerrahi işlemdir. 

  • Modifiye Radikal Mastektomi : Basit mastektomiye ilaveten koltuklatı lenf bezleri de alınır.

  • Radikal Mastektomi : Modifiye mastektomiye ilave olarak pektoral kaslar da çıkarılır.

  • Sentinel Lenf Nodu Diseksiyonu : Sentinel lenf nodu, kanser hücresinin ulaşmasının beklendiği ilk lenf nodudur. Aksiller lenf nodu diseksiyonunun komplikasyonlarından sakınmak için uygulanan bir yöntemdir.

 

Meme Kanseri Bakım Süreci 

Hasta, meme kanseri tanı döneminde şok, korku ve inkar psikolojisi içinde olabilir. Bu dönemi kolay atlatabilmesi için hasta ve yakınlarının hastalıkla ilgili, uygulanacak cerrahi ve diğer tedavilerle ilgili, tedavi sırasında ve sonrasında yaşayabilecek durumlarla ilgili ayrıntılı bilgi verilmesi gerekir. 

 

Cerrahi işlem sonrası erken ve geç dönemde gelişebilecek komplikasyonlar şunlardır ;

 

  • Yara yerinde ağrı, aksiller diseksiyon bölgesinden parmaklara doğru yayılır. Yanma, sızlama, bıçak ve iğne batması tarzında ve analjeziklere dirençli olabilir.

  • Fantom meme ağrısı; alınmış olmasına rağmen memede ağrı hissedilmesidir. Farklı kol pozisyonları ve analjeziklerle azaltılmaya çalışılır.

  • Kanama; ameliyat yerinden olan drenaj miktarı, rengi ve özelliği önemlidir. Enfeksiyon açısından takip edilmelidir.

  • Hematom; ameliyat yerinde kan birikmesidir. Erken dönem olan ilk 12 saatte oluşur. Şişme, gerginlik, ağrı ve ciltte ekimoz takip edilir. Bölgeye baskılı pansuman uygulanır. 

  • Seroma; insizyon yeri veya aksiller bölgede seröz sıvı toplanmasıdır. Kilolu hastalarda ve koltukaltı lenf bezi diseksiyonu yapılan hastalarda daha sık görülür. Kompresyon, aynı taraf ekstremite immobilizasyonu ile azaltılabilir.

  • Enfeksiyon; ameliyat bölgesinin yara ve cilt temizliğine dikkat edilmelidir. Aynı kola parenteral girişim yapılmamalıdır. Enfeksiyon belirtisi gözlenirse erken dönemde tedaviye başlanmalıdır.

  • Hareket kısıtlılığına bağlı kolda fonksiyon kaybı; uzun süre hareketsizlik omuz ekleminde sertliğe yol açar. Aksiller diseksiyon, ağrı, radyoterapi, kolda ödem, hastanın hareket ettirmekten korkması, skar dokusunun gerilimi ve kas yapılarının zayıflaması sonucu görülebilir. Bu durumu engellemek için doktor, fizyoterapist ve hemşire denetiminde ilk 24 saatte el, parmak ve bilek egzersizlerine ve takiben kol egzersizlerine başlanmalıdır.

  • Lenfödem; geçici veya kalıcı olabilir. Ameliyat sonrası geride kalan lenf yolları drenaj için yeterli olursa geçici, yeterli olmazsa kalıcı lenfödem oluşabilir. Kolun elevasyona alınması kısmen faydalı olur.

 

  • White Facebook Icon
  • White Twitter Icon
  • White Google+ Icon